KADİRLİ MHV MAKİNA | Briket Kalıbı | Salça Makinası | Toz Biber Makinası-Baharat Çekme Makinası | Salça Makinesi | Tesbih Tornası | Tesbih Makinası

kadirli-teknik-is-heykel

 

PLASTİK POŞETLERİ
SANAT ESERİNE DÖNÜŞTÜREN BİR SANATÇI ;

KADİR KARAARSLAN


 

Kadir Karaarslan yaptığı heykellerle görenleri şaşırtıyor. Karaarslan, dünyada kendisinden başka hiç kimsenin kullanmadığını iddia ettiği bir maddeyi, plastik poşetleri, kullanıyor heykellerinde. Yaptığı heykeller büyük beğeni toplayan Kadir Karaarslan bu heykellerin göze hitap ettiği kadar, doğada yok olmayan plastik poşetlerin heykele dönüştürülmesiyle, doğanın korunmasına katkıda bulunduğunu da söylüyor.

 

Bize biraz kendinizden söz eder misiniz?

1961 yılında Kadirli’de doğdum. İlköğretimi bitirdim. Ortaöğretimi ise 2. sınıfta terk ettim. Babamın torna-kaynak atölyesinde çalışmaya başladım. Torna, kaynak, pres işiyle uğraşıyorum.

 

İşinizin yanı sıra resim ve heykelle uğraşıyorsunuz. Bunlara ilginiz ne zaman başladı?

İlkokul birinci sınıfta resim yapmaya başladım. Önce arkadaşlarımın resimlerini yaptım. Daha sonra öğretmenim beni keşfetti. Tarihi çağlar çizelgesini, okulun afişlerini yaptım. O zamanlar hikâyeler de yazıyordum. Bir kır gezisine gitmiştik. Öğretmenimiz bunu kompozisyon halinde yazmamızı istedi. Arkadaşlarım bir sayfa yazdılar ben 15–16 kâğıt doldurdum. Sanatın her dalına ilgim, merakım var. Sonra resim ağır bastı. Sadece resimle ilgilendim. Ve sonra tabi heykel geldi.

 

Heykel yapmaya nasıl başladınız?

15 yaşındayken Erzincan’a gittim. Orda bezden çiçekler yaptım. Daha sonra konfeksiyon çantalarından çiçekler yaptım. O çantalar renkli plastikten olduğu için çiçekler için uygundu. Daha sonra ahşap üzerine dağlama ile resimler yaptım. Üçe üç boyutunda tablolar yaptım. İstanbul’u anlatan tablolardı bunlar. Daha sonra siyah poşetten siyah laleler yaptım. Sonra “Bu poşetten heykel yapsam nasıl olur?” diye düşündüm. Böyle başladı.

 

Kaç yıl önceydi bu?

15–16 yıl önce. İlk poşetten heykel fikri 15–16 yıl önce geldi aklıma. O zamandan bu zamana da yapıyorum.

 

İlk yaptığınız poşet heykel hangisiydi?

Küçük nazar boncukları, kafatasları yaptım. Anahtarlık olarak yaptım bunları. Daha sonra büyük heykeller yapmaya başladım.

 

Her zaman siyah poşet kullanıyorsunuz değil mi?

Evet, her zaman siyah poşet kullanıyorum. Eğer heykeli renklendirirseniz o bibloya döner ve sanat değeri biter. Heykeller siyahtır. Sadece balmumu heykeller renklidir. Ben de bu yüzden hep siyah poşet kullanıyorum.

 

Bize yaptığınız heykelin aşamalarını anlatır mısınız?

Heykellerin önce iskeletini yapıyorum. İşe yaramaz metaller kullanıyorum. Önceleri iskeletlerin üzerine, şekil vermek için, plastik kapı pencerelerin uzun plastik şeritlerini kaplıyordum. Mumya gibi sarıyordum. Hatları belli olduğunda bu sefer de ince çalışmalarını yapıyordum. Daha sonra bezlerle kaplamayı düşündüm. Sonra giysiler giydirip tutkalla sertleştirdim. Böylece daha doğal oluyor. Giysilerde doğal kırışıklıklarını heykelde gösterebiliyorum. Böylece heykel daha canlı, daha gerçekçi oluyor.

 

İlk büyük boy
heykel çalışmanız hangisi ?

İlk olarak KAVAK Vakfı tarafından yaptırılan İnce Memed heykelini yaptım. Şu anda Biltepe Kolejinin bahçesinde bulunuyor. 1.90 boyunda bir heykel bu. Daha sonra da yanımda gördüğünüz heykeli yaptım. Maraşlı Osman’ın heykeli bu. Maraşlı Osman bana her zaman kendisinin heykelini yapmamı söylerdi. Şimdi rahmetli oldu. Bana derdi ki; “sen burada harcanıyorsun”

 

Çamurdan heykel yapmayı düşündünüz mü hiç?

Hayır, ben poşetten vazgeçmem. Buna alıştım ve seviyorum da.

 

Şimdiye kadar kimlerin heykellerini yaptınız?

Çalışan kadınlarımızı, kurtuluş savaşı kahramanlarının heykellerini yaptım. Mesela Seyit Onbaşının heykeli var, Kara Fatma var, cephede Anzak askerini taşıyan bir Türk askerinin heykelini var.

 

Heykel üzerine hayalleriniz neler?

Bir atölyem olmasını hayal ediyorum hep. Ve Avrupa’ya kadar gitmek istiyorum. Heykel sadece orada mı yapılıyor? Hayır. Bunu onlara göstermek istiyorum. Üstelik böyle değişik bir malzeme kullanarak yapılan heykellerin orada olduğunu sanmıyorum.

 

Heykellerinize nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Hayran olan da var yüzüme tüküren de. Halkımızın içinde çok cahil olanlar var. Bana diyorlar ki; “Sen bu heykelleri yapıyorsun. Put yapıyorsun.” Ben heykelleri yapıyorum ama onlara tapmıyorum ki! Onlar öyle dedikçe ben daha çok hırslanıyorum. “Gün gelecek bunlar çok değerlenecek” diyorum. “Televizyoncular gelip benimle röportaj yapacaklar.” dedim mesela beni eleştiren birine. Bana güldüler. Gelince de şaşırdılar. CNN Türk geldi, Maceracı geldi, Şoray Uzun Yolda geldi. Milliyet gazetesi geldi.

 

Heykellerinizi yaparken neler hissediyorsunuz?

İçimden geliyor, sevinçle hırsla yapıyorum ama isterdim ki bu ekonomik sorunları yaşamadan yapayım. Şu an kriz var, iş yok. O stresi yaşıyorum. Bu heykeller biraz olsun sıkıntımı alıyor ama isterdim ki kendime ait bir atölyem olsun, sosyal güvencem olsun kendimi daha çok vereyim bu işe.

 

Yaptığınız heykelleri satıyor musunuz?

Bunların bir kopyası daha yok. Bunlar gün gelecek çok değerli parçalar olacaklar. İnsanlar çok düşük fiyatlar veriyorlar. Ben de emeğimi biblo parasına satmam. Kıyamam. Evet, maliyet olarak bana pahalıya mal olmuyor ama emeğim değerli.

 

Aklınızda ne gibi heykel projeleri var?

Burada bir kahve var. Çamlı Kahve. Oraya bir dede, yanında torunu ve ona kahve getirmiş garson heykeli yapmayı istiyorum. Kadirli’de bir turp heykeli var. Ben bunun Kadirli’yi simgelediğini düşünmüyorum. Ben oraya turp tarlasında çalışan iki kadın heykeli yapmayı çok isterdim. Osmaniye’deki fıstık heykelini de beğenmedim mesela. Oraya da fıstık tarlasında çalışan kadınların heykelini yapmak isterdim. Bence bu çok daha güzel anlatırdı.

 

İnce Memed heykeliniz Biltepe Kolejinin bahçesinde sergileniyor. Bu heykel çeşitli hava koşullarına dayanır mı? Mesela aşırı sıcaktan ya da yağmurdan zarar görme olasılığı nedir?

Daha önce bir heykel yapıyordum. O heykel istediğim gibi olmayınca onu işyerimin damına kaldırıp attım. 6 yıl kaldı orada. Sadece küçük çatlakları vardı.  Sıcaktan etkilenmiş tabi. Ama çok az. İnce Memed’in heykelini yaptım. İlk deneyimim tabi bu heykel. Darbelerden etkilenmez çünkü esnek ve sert. Yağmurdan soğuktan da etkilenmez. Sadece belki güneşten etkilenebilir. Arabalarda kullanılan bir madde var. O madde sıcağı kendine çeker ter yoluyla geri atar. İnce Memed’in heykelini yaparken onu kullandım. Sonucu göreceğiz. Uzun süre dayanacağını tahmin ediyorum.

 

Heykellerinizin bir özelliği daha var. Siz atık olan pek çok malzemeyi kullanıp sanat eserleri ortaya çıkarıyorsunuz. Yani çirkin olanı güzele dönüştürüyorsunuz.

Bu gördüğünüz heykellerin iç iskeletleri işe yaramayan atık metallerden yapılıyor. Dışları ise toprakta binlerce yıl yok olmayan plastik poşetlerden. Ben Kadirli’deki tüm atılmış poşetleri topluyorum. Mesire yerlerindekileri, pazarlardakileri, sokaklardakileri… Yani hem heykel yapıyorum hem de çevrenin temizlenmesine katkıda bulunuyorum.

 

Heykellerinizde ne kadar poşet kullanıyorsunuz?

İnce Memed heykeline 25 kg poşet kullandık. Bir kilo poşet de 150 poşet falan eder.

 

Heykel yaparken sizi izlemeye gelenler oluyor mu?

Çok fazla insan geliyor. Hatta bir şey anlatayım. Bir dilenci geldi. Bu yaptığım heykelde kapının önünde duruyor. Bir baktım ondan sadaka istiyor. Dilenci onun heykel olduğunu öğrenince şaşırdı. Gitti dokundu baktı cansız bir adam. Bir tanesi de geldi selam verdi. Sahici adam sandı. Kapkara heykeli gerçek insan sanıyorlar.

 

Heykel dışında başka neler yapıyorsunuz?

Çocuk parklarına resimler yaptım. Çeşitli duvar resimlerim var. Burada iş yerimde de var mesela.

 

Heykelleriniz çeşitli yerlerde sergilendi. Nerelerde serginiz oldu?

Belediyenin sergilerinde, Fıstık Festivali için açılan sergide eserlerim sergilendi.

 

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Sayın Valimiz Zübeyir Kemelek’le sergide tanışmıştık. Sizin vasıtanızla bana gösterdiği ilgi için teşekkür ediyorum kendisine.

 



ALINTIDIR